İnsan kimdir?
İnsan bir şey, bir nesne olsaydı, onun ne olduğunu sorar ve onu bir nesneyi tanımlar gibi tanımlayabilirdik. Oysa insan doğada var olan bir şey ya da endüstriyel bir ürün olmadığından onun ne olduğundan bahsedemiyoruz. Doğru soru, onun kim olduğudur. Buna rağmen birçok insan kendinin kim olduğu sorusuna ne olduğunu söyleyerek [...]
Toplumsal aşağılık duygusu
Alfred Adler’in bireysel psikolojisi adının aksine en toplumsalcı psikoterapi ekolüdür. Adler de bir psikoterapi ekolü oluşturmuş tek sosyalist psikiyatrdır. 1930’lu yılların Viyana’sında kendisinden daha da solda olan karısıyla birlikte sosyal demokrat olarak aktif bir bireydi. Stalin diktatörlüğünden kaçan Troçki iki yıl kadar Büyük Ada’da yaşadıktan sonra Türk hükümetinin kendisini zorlaması [...]
Ölümün eteğinde hayat…
Yıl 1886. Kont Lev Nikolayeviç Tolstoy’un beş yaşındaki oğlu Aleksis öldü. Günümüze kıyasla çocuk ölümleri daha sık görülüyor olsa bile bu bir evlat ölümüydü ve hayatı sorgulamamak mümkün değildi. Tolstoy da aynı yıl ‘İvan İlyiç’in Ölümü’ adlı kısa ama dev eserini kaleme aldı. O yıl Amerikalılar Coca Cola’nın formülünü geliştirmişler [...]
Normalin anormalle sınavı…
Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe sözlüğüne baktığınızda, normal kelimesinin normlara uyan anlamına geldiğini görürsünüz. Peki anormal nedir? Aynı sözlüğe göre o da normlara uymayandır. Hiç zahmet etmeyin, yabancı sözlükler de aynı şekilde tanımlıyor bu iki sözcüğü. Bu totoloji karşısında eli ayağı bağlanıyor insanın. Bir sözcük diğerinin olumsuzu olarak tanımlandığında gerçek bir tanımdan [...]
Ne için yaşıyoruz?
Albert Camus ‘absürd’ü anlattığı ünlü eseri ‘Sisyphos Mitosu’ adlı kitabına şöyle başlar: “Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.” İnsan hayatını ne olursa olsun korumak için Hipokrat yemini etmiş bir hekim olarak, çok tehlikeli bir [...]
Balkon
Henüz öğrenciyken, uzun yaz öğleden sonralarının hemen hemen tamamını, evimizin günün o saatinde güneş almayan büyük balkonunda geçirirdim. Annem balkonu bir sürü rahat, kocaman yastık ve zeminin tamamını kaplayan kilimlerle bir zevk köşesine dönüştürmüştü. Güneşin İstanbul’u sıcaktan kavurduğu günlerde bile hafiften esen rüzgâr, terlemeden, keyifle etrafıma dizdiğim kitaplarımı ve o [...]
İçimdeki boşluk
Terapistinin muayenehanesinin arka sokağa bakan kapısını sertçe çekip kendini dışarı attı. Zorlu geçen seansın göğüs kafesine oturan ağırlığından kurtulmak ister gibi derin bir nefes aldı. İyi mi yapmıştı terapiye başlamakla? Hayır, eski defterler bu kadar açılmışken bunu sorgulamanın sırası değildi. “Başladığın işi bitir Ezgi!” dedi kendine. Henüz terapinin bitebilecek bir [...]
Felsefeyle gelen mutluluk…
Ευδαιμονία Aristoteles insanın, ister sıradan olsun, ister seçkin, bütün yapıp ettiklerinin mutlu olmak için olduğunu söyler. Ama mutluluktan insanların farklı şeyler algıladıklarını ve çoğu insanın haz, zenginlik ve onuru mutluluk saydıklarını, bunun da insanı mutluluğa götürmeyeceğini ifade eder. Hatta aynı kişinin farklı koşullarda başka başka şeyleri mutluluk olarak algılayabileceğini ekler. [...]
Felsefenin kıyısında hayat…
Felsefeye ta en başından beri neden ihtiyaç duyulmuştu derseniz, yanıtı çok basit aslında. İnsan hayatını nasıl yaşayacağını, hayatıyla ne yapacağını bilmiyordu ve mitolojik açıklamalar ölümle nasıl başa çıkacağına, ruh bedenden sıyrılıp gittikten sonra başına ne geleceğine dair tatminkâr açıklamalar yapamıyordu. O trajik bilgi, öleceğimiz gerçeği bizi insan yaptığı gibi elimizi [...]
Yaşama Zanaati
Hangi şikayetle başvurmuş olurlarsa olsunlar, ister depresyon, ister anksiyete, ister ilişki sorunları, danışan ya da hastalarımızın terapilerinde yanıtlamak zorunda oldukları dev soru önünde sonunda şu oluyor: “Hayatın anlamı nedir? Ben hayatımı nasıl yaşamak istiyorum?” Psikiyatri ve psikoterapi bu soruyu yanıtlamakta çaresiz kalıyor, çünkü bu kadim soru psikoterapinin ve psikiyatrinin profesyonel [...]
Prometheus
Bedecke deinen Himmel, Zeus, Mit Wolkendunst! Und übe, dem Knaben gleich, Der Disteln köpft, An Eichen dich und Bergeshöhn! Mußt mir meine Erde Doch lassen stehn, Und meine Hütte, die du nicht gebaut Und meinen Herd, Um dessen Glut Du mich beneidest. Ich kenne nichts Ärmeres Unter der Sonn’ [...]
Yanlış yaptığını itiraf edememek…
Neden kendimizi hep haklı hissetmek isteriz? Kendilik değerimizi korumak için mi? Kendilik değerimizin neden sürekli korunmaya ihtiyacı olsun ki? Evet, kendimizi özel hissetmek hepimiz için temel bir duygusal ihtiyaç. Ama sorun şurada ki, her zaman bizden daha güzel, daha akıllı, daha başarılı, daha çekici birileri var. İyi de, kendimizi özel [...]