Hakiki bir sanal aşk hikayesi…
Sabah saat 07.30’da ‘Bir Terapistin Arka Bahçesi’ adlı kitabımın adına ilham veren muayenehanemin, gıcırdayarak açılan ağır ahşap kapısını itip 500 küsur yılın kokusunun sindiği girişin yine gıcırdayan tahtalarına dikkatle basarak, bekleme odasının önünden geçip çalışma odama girdim. Her iki yanındaki ıhlamur ağaçlarıyla sessiz ve sakin bir Basel sokağındaki bu yaşlı, [...]
Durmadan suçluyum – bir dedektifin psikoterapisi…
Yaklaşık üç yıl önce Oslo Emniyet Müdürlüğü’nden bir mektup aldım. Şaşkınlıkla mektubu açtığımda, Dedektif Harry Hole’nin Emniyet Müdürünün kararıyla yoğun bir psikoterapi sürecinden geçmesi gerektiği, bunu ilk yüz yüze yapılan seanslardan sonra ‘skype’ ile sürdürüp sürdüremeyeceğim soruluyordu. Verdikleri kısa biyografik bilgiye göre Hole Oslo Emniyet Müdürlüğü’nün açık ara en iyi [...]
Patolojik Aşk Hikayeleri – 2
Ingeborg Bachman ve Paul Celan “Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olan Malina’nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama çok yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Sen [...]
Patolojik Bir Aşk Hikayesi – 1
Lou Andreas-Salomé ve Rainer Maria Rilke „Dünyayı senin içinden görmek istiyorum; çünkü böylece dünyayı değil, daima ve yalnız seni görebilirim, seni, seni.“ Münih 20. yüzyılın başında sanatçı, müzisyen, şair ve filozofların biraraya gelip tartıştıkları, dost oldukları, kavga edip ayrıldıkları önemli bir merkezdi. 1897 yılının Nisan‘ında bu parlak şehirde 21 yaşında [...]
Kurtarılmış bölge
Psikiyatriye ilgim 16 yaşında Freud, Frankl, Adler, Reich ve Jung okumalarımla başladı. 16 dediğime göre yıl 1983 filan olsa gerek. O zamanlar Payel Yayınevi Freud’un, Reich’ın eserlerinin çevirilerini yayınlardı. Maalesef öztürkçe furyası abartılı bir haldeydi. Maalesef diyorum, çünkü Bertan Onaran’ın Wilhelm Reich’ı, Şemsa Yeğin’in Sigmund Freud’u çevirirken kullandıkları kelimeler akla [...]
Aşk eski yaraları iyileştirir mi?
Aşk ilişkisi bir insanın yaşayabileceği en yoğun, en önemli ilişki biçimidir. Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde boş zamanımızı geçirebilir, onlarla çalışabilir ya da onlardan bir şeyler öğrenebiliriz ama kişisel olarak gelişebileceğimiz, olgunlaşabileceğimiz yegane ilişki en özel ve en mahrem olan aşk ilişkimizdir. Kulağa çok romantik gelmese de, aşk ilişkilerimizde sevgili seçimimiz [...]
Pişmanlık…
40 yaşında, boşanmış, erkek… Üç yıl olmuş boşanalı. Yedi yıllık bir evlilikten sonra. Boşanmasının nedeni başka bir kadın değil. Ne o karısını aldattı ne de karısı onu. En azından onun bildiği kadarıyla. Anne babası hayatta. Annesi lise mezunu ve ev kadını, hiç çalışmadı. Babası mühendis, 35 yıl aynı inşaat şirketinde [...]
Beyin…
Beynin nasıl oluştuğunu, özelleştiğini anlamaya çalıştığımızda bir yumurta - tavuk hikayesiyle karşılaşıyoruz. Konuşabilme ve ellerimizi bu kadar spesifik kullanabilme gibi binlerce yıllık bir geçmişimiz olduğu için mi beynimiz bu kadar yüksek bir organizasyona sahip, yoksa bu becerilerin tamamı zaten böyle bir beyne sahip olmamızın bir sonucu mu? Beynin yapıp ettiklerimiz [...]
Normalin psikiyatriyle savaşı…
İsviçre’de psikiyatr olarak çalışmaya başladığım 90’lı yılların sonlarında göçmenlere en fazla konulan tanılardan biri uyum bozukluğuydu. ‘Uyum bozukluğuna bağlı uzamış depresif episod’ tam adıyla. Bu tanı aynı zamanda, bu kişilerin çalışamayacakları ve bundan dolayı malulen emekli olabilecekleri anlamına geliyordu. Normal değillerdi yani. Ama uyum bozukluğu olarak adlandırılan tanı aslında bir [...]
Hayatın mağara alegorisi…
Özgür ve lüks bir hayatımız var artık. Öneminin farkında değiliz ama öyle. Örneğin sabah duş almak istediğimizde su sıcak akıyor. Kime ulaşmak istesek bir telefon mesafesinde. İstediğimiz müziği Spotify’dan bedava dinleyebiliyoruz. Netflix’te keyfimize göre dizi bulabiliyoruz. Şiir okuyabiliriz. İlhan Berk mi, yoksa Salah Birsel mi olacağına biz karar verebiliriz. Bir [...]
Normalin sınırları…
Normal olan ruhsal olarak sağlıklı mıdır? Soruyu başka türlü de sorabiliriz gerçi. Ruhsal olarak sağlıklı olan her zaman normal midir? Yazar, gazeteci H. G. Wells’in ‘Country of the Blind’ adlı hikayesidir. Genç bir adam Malaya’da yolunu kaybeder ve bütün üyelerinin kuşaklardan beri doğumsal olarak kör olduğu bir kabileyle karşılaşır. Kabiledeki [...]
Çok düşündüm. İçinde bulunduğum bireysel ve toplumsal ruh halini hangi şair daha iyi anlar diye. Edip mi, Turgut mu? “aslında buydu beni geliştiren, aşksızlık!.. aşksızlık büyütür beni yeni bir aşka doğru ve öyle sanıyorum ancak birkaç yıl sürer insanın sebepli umutsuzluğu” Önce Turgut geldi. Açtı kapıyı, ruhumun elinden tuttu ve [...]