About Alper Hasanoğlu

Alper Hasanoğlu 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde görev yaptıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji ihtisası yaptı. Ardından İsviçre’de Basel Üniversitesi'nde psikiyatri ihtisası yaptı ve yine Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2010 yılında Türkiye'ye dönerek kurmuş olduğu TherapiaGroup çatısı altında ekibiyle birlikte klinik çalışmalarına devam etmektedir. Yazarın Remzi Kitabevi’nden yayınlanmış Bir Terapistin Arka Bahçesi, İlişkilerin Günlük Hayatı ve Çocuklarda Rezilyans isimli üç kitabı ve Doğan Kitap'tan yayınlanmış Aşkın Halleri adlı bir kitabı bulunmaktadır. 2009-2016 tarihleri arasında Radikal (gazete)'de köşe yazarlığı yapan Hasanoğlu, ayrıca Milliyet, Duvar ve Diken’de köşe yazarlığı yaptı. Alper Hasanoğlu iki çocuk babasıdır.

Diğergamlık çilesi

Dr. Elisabeth Kübler-Ross fedakârca başkalarına yardım etmeye hayatını adamış bir psikiyatr ve ölüm üzerine sayısız araştırma yapmış bir bilim insanı. Bütün meslek hayatını yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide duran insanlarla geçirmiş. İnsanların ölüm korkuları ve ‘var-olma’larının son evrelerinde ne tür deneyimler yaşadıkları hakkındaki bilgi birikimini çok sayıda yayın ve kitapla bizimle paylaşmış ve böylece [...]

Yazan |2020-05-15T18:50:44+00:0015 Mayıs 2020|Psikoloji|

Corona Günlüğü 15

Herkes güle oynaya dışarılarda. Kravatlar nasıl gevşetilmişse mesai sonrası, maskeler de burnun altına indirilmiş. Erkekler dükkanların önlerinde toplanmış sigaralarını içiyor, çocuklar etrafta koşturuyor. Ama deniz kıyısında yürümek yasak. Balıktan bulaşan Corona var sanki Türkiye'de. Boğaz kıyısında banklarda oruçtan başı kazan gibi olmuş polis memurları telefonlarına gömülmüş etraftaki insanları görmezden gelmeye çabalıyor. Yine bir dört günlük [...]

Yazan |2020-05-15T17:35:15+00:0015 Mayıs 2020|Felsefe|

Muhafazakar cinsellik

Cinsellik modern insanın en netameli konusu. Kimse itiraf etmese de, en entelektüelinden en sıradanına, herkesin hayatının odak noktasında cinsellik yer alıyor. Ama bu kadar doğal olması gereken bir insanlık hali, yaşandığı ve yaşanamadığı şekliyle bela oluyor insanın başına. Ta ergenlikten başlayıp öldüğü güne kadar. Temel ruhsal gereksinimlerimizden olan hazzı doyurmanın en kolay ve en doğal [...]

Yazan |2020-05-15T11:58:38+00:0015 Mayıs 2020|Psikoloji|

Cinselliğin antropolojisi…

Kadın bedeni üzerinde kurulmak istenen ve kurulan hakimiyet ataerkil düzenin, yani ‘varoluş’ yerine ‘sahipoluş’un geçmeye başlaması anlamına gelir. Kadının kontrol edilmesi, doğurganlığın, dolayısıyla insanlığın devamının kontrol altına alınması demekti. Öyleyse cinselliğin kendisine atfedilen anlam değiştirilmeli, özellikle kadının cinselliğini kendi istediği şekilde, özgürce yaşaması engellenmeliydi. Oysa ilkel dediğimiz atalarımız zamanındaki beden ve dolayısıyla cinsellikle olan ilişki [...]

Yazan |2020-05-14T10:41:16+00:0014 Mayıs 2020|Uncategorized|

Haz, güç ve mana…

İnsan olmak verili olanın ötesini merak etmek demektir. Olduğunun, var olanın üstüne, ötesine geçmek, transandans, insan varoluşunun temelidir. Bunu kimi dini, kimi bilimsel, kimi sanatsal veya edebi yolla yapmak ister. Peki bütün bu çaba mutlu olmak için midir? Büyük Alman filozofu Kant bu soruya “Evet” der ama insanın ayrıca “mutlu olmaya layık olmak” için çaba [...]

Yazan |2020-05-11T12:08:41+00:0011 Mayıs 2020|Felsefe, Psikoloji|

Özgürlük sandığımız gibi değil…

Önce özgürlük vardı ve mülkiyet yoktu... On binlerce yıl boyunca insan evladı acıktığında bir bitkiyi, bir otu ağzına atar ya da ölmüş bir hayvanın kemiğini kemirirdi. Arzu duyduğunda sevişir, sair zamanlarda öylece durmayı becerirdi. Dereye, ağaca, dağa bakar, yanındakine öyküler anlatırdı. Sonra bunlara mit adı verildi. Şarkılar söyler, çocuklarla şakalaşır, oyunlar oynardı. Mağara duvarlarına yaşadıklarını, [...]

Yazan |2020-05-08T11:22:56+00:008 Mayıs 2020|Psikoloji|

İnternet aşkları…

Eski güzel günlerde, genç erkeklerin kahvelerde, genç kızların “hayat” denen iç avlularda toplanıp kısmetlerini bekledikleri o naif günlerde her şey çok kolaydı. Anne-babalar oğulları için en uygun kızın kim olduğuna onların anne-babalarına bakarak karar verirlerdi. Bir mantığı da vardı bunun. Çocukların birey değil, ailenin bir üyesi olduğu o sade vakitlerde ailelerin birbirlerine benzer olmaları, çocukların [...]

Yazan |2020-05-07T11:33:01+00:007 Mayıs 2020|Psikoloji|

Normalin sistemle savaşı…

İsviçre’de psikiyatr olarak çalışmaya başladığım 90’lı yılların sonlarında göçmenlere en fazla konulan tanılardan biri uyum bozukluğuydu. “Uyum bozukluğuna bağlı uzamış depresif episod” tam adıyla. Bu tanı aynı, çalışamayacakları ve bundan dolayı malulen emekli olabilecekleri anlamına geliyordu. Normal değillerdi yani. Ama uyum bozukluğu olarak adlandırılan tanı aslında bir hastalık mı? Artık normal olmama durumu mu? Evet [...]

Yazan |2020-05-05T15:11:24+00:005 Mayıs 2020|Psikoloji|

“Ayrılık sevdaya dahil”

Ayrılmak neden hep acı verir? Oysa kişi ayrılmayı mutsuzluğuna son verebilmek için ister. Mutsuzdur, hayatı bloke olmuş gibidir, eli ayağı tutmaz ama yine de ayrılmak zordur. Aralarında konuşacak hiçbir şey kalmamıştır. Her konuşma denemesi kavgayla sonuçlanır. Birbirlerine olur olmadık şeyden sinirlenir veya kırılırlar. Evin içinde saatlerce birbirlerine bakmadan oturur, birbirlerine tek kelime etmezler. Göz ucuyla [...]

Yazan |2020-05-03T13:17:02+00:003 Mayıs 2020|Psikoloji|

Tekbaşınalık hapishanesi…

Yalnız olmak esasen kötü bir şey değildir. Bazıları daha çok, bazıları daha az olmak üzere herkes kendini geri çekmeye, yalnız olmaya ihtiyaç duyar zaman zaman. Yağmur Ormanları’nda araştırma yapan bir biyoloğu düşünün ya da bize bu yıl çıkartacağı 6 cd’lik Mozart külliyatını hazırlayan Fazıl Say’ı, antrenman yapan dağ bisikletçisini, ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ın son düzeltmelerini yaparken [...]

Yazan |2020-05-02T13:47:39+00:002 Mayıs 2020|Psikoloji|