Herkes güle oynaya dışarılarda. Kravatlar nasıl gevşetilmişse mesai sonrası, maskeler de burnun altına indirilmiş. Erkekler dükkanların önlerinde toplanmış sigaralarını içiyor, çocuklar etrafta koşturuyor. Ama deniz kıyısında yürümek yasak. Balıktan bulaşan Corona var sanki Türkiye’de. Boğaz kıyısında banklarda oruçtan başı kazan gibi olmuş polis memurları telefonlarına gömülmüş etraftaki insanları görmezden gelmeye çabalıyor. Yine bir dört günlük yarı açık cezaevi günleri başlıyor.
Bizim psikolojik hastalıklarda ikincil kazanç olarak adlandırdığımız bir durum vardır. Bunu depresyon üzerinde anlatmak isterim. Hayatın getirdiği yükler öylesine ağır gelebilir ki insana kişi depresif bir reaksiyon gösterebilir. Ve bu depresyon sayesinde ailesinin ve çevresinin de desteğiyle hayatın yüklerinden kurtulur bir süre için. Bu gereklidir de. İyileşmesi için gerekli olan bir aradır bu ve birincil kazanç olarak adlandırılır. Ama eğer aile fazlasıyla endişe eder ve depresif bireyin bütün yükünü sırtlanır, belli bir süre sonra da sorumluluklarını üstlenmesi yönünde depresyondaki bireyi yönlendirmezse, kişi depresyondan çıkma konusunda bilinçdışı işleyen bir tuzağa düşer. Eğer depresif kalmaya devam ederse hiçbir sorumluluk alması gerekmeyecektir ve ikincil kazanç dediğimiz bilinçdışı bir süreç başlamış olacaktır. Kişi depresyondan çıkmayacaktır. Evinden çıkmak istemeyecektir. Bu nedenle ailenin, terapistin de desteğiyle hastayı zamanı geldiğinde hayata dönmesi yönünde belli ölçülerde zorlamaya başlaması gerekir.
Corona sürecinde de böyle olacak gibi duruyor. Çok sayıda insan evden çalışmaya alıştığı ve iş yerindeki sorunlarla yüzleşmenin yükünden kurtulduğu için Coronasız günlere geri dönmek istemeyecek ve kendisini işe dönmeye zorlayacak şeflerine, yöneticilerine, patronlarına kızacak, ayrıca onların bu isteklerini bir çeşit zorbalık olarak algılayacaklardır. Bu anlamda, bilinçdışı işleyen ikincil kazanç devreye girecek, insanların hayata kaldıkları yerden devam etmelerini engelleyecek bir direnç gelişmiş olacaktır.
Dikkat ederseniz hayatın kaldığı yerden devamından bahsediyorum. Kapitalist sistemin sürmesinin önündeki engelin insanların bilinçdışı kaçınma davranışı olduğunu söylemiyorum kesinlikle. Aksine insanlar bilinçle sisteme karşı durmalı, sistemin eskisi gibi ağır ve insanlık dışı koşullarda sürmesine hayır demeli ve Corona’nın düşmanımız değil, doğanın içinde zaten var olan minik br dost olduğunu, kapitalist sisteminse bize yaşam veren bir cankurtaran xeğil, hayatımızı elimizden alan büyük düşman olduğunu fark etmelidirler.
O müthiş şiirin başlığı gibi; Evet isyan!