Sonunda devlet ve biz el ele, diz dize ve yumruk yumruğa marketlerde çıldırdık. Ama bu çılgınlığın psikiyatrik bir tedavisi yok. Etik sorunların biz psikiyatrist ve psikoterapistlere havale edilmesi uzun yıllardır devlet tarafından yapılan en büyük yanlışlardan biri ve devam ediyor bu kötü manipülasyon. Hafta sonu hava güzel olacağı ve insanları evde tutmak mümkün olamayacağı için sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu önlemle gerçekten ne amaçlanıyor olabilir? Sonuçlarına bakarsak korkunun ve histerik çılgınlığın kontrolden çıkması dışında başka bir şey amaçlanmış olamaz. Biz Vegas’la birlikte birazdan en azından evimizin önündeki sokağa çıkacağız. Çünkü Vegas’ın çişini ve kakasını yapması lazım. Bakalım o sırada bir polis arabası geçip bize hak ettiğimiz cezayı verecek mi? 1. Dünya Savaşı sonrası dünyada baş gösteren ve milyonlarca insanın ölmesine neden olan İspanyol gribi doğaldır ki İstanbul’a da uğramış. Bu salgın sırasında halkın arasında dolaşan hurafeleri, hastalığa yakalanmamak için insanların nasıl duyduğu her türlü mantıkdışı açıklamaya çaresizce sarıldığını, devletin yokluğunun insanları ne hale getirdiğini anlattığı bir roman yazmış Hüseyin Rahmi Gürpınar. Hakka Sığındık, bu romanın adı. Birilerinin yine de nasıl bu durumdan yararlandığını ve ceplerinin nasıl dolduğunu ve olanın her zamanki gibi en çok fakir halka olduğunu olabilecek en mizahi ve dramatik dille anlatıyor. Bir gün bu kafkaesk günler geçecek ama biz insanlar yapılan yanlışlardan, bakış açılarımızın ve yaşamımızın bencilliğinden sıyrılamamış olarak var olma taklidi yapmaya devam edeceğiz diye korkuyor ve üzülüyorum. Yine de enseyi karartmayın diyen Çetin Altan ustayla aynı düşüncede olmak istiyorum. Enseyi karartmamak için biraz gülerek bitsin bugünün notları. Bir arkadaşımızın bir WhatsApp grubuna gönderdiği tweet: Tweeti yazan kişi insanların her türlü malzemeyi çok çok almasını anladığını ama birinin beş paket prezervatif almasını anlamadığını söylüyor. Yalnızca iki paket kalmış geriye. Tweet şu cümleyle bitiyor ciddi ciddi: “Kimse kimseyi düşünmüyor.”
Corona Günlüğü 12
Yazar: Alper Hasanoğlu
Alper Hasanoğlu 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde görev yaptıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji ihtisası yaptı. Ardından İsviçre’de Basel Üniversitesi'nde psikiyatri ihtisası yaptı ve yine Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2010 yılında Türkiye'ye dönerek kurmuş olduğu TherapiaGroup çatısı altında ekibiyle birlikte klinik çalışmalarına devam etmektedir. Yazarın Remzi Kitabevi’nden yayınlanmış Bir Terapistin Arka Bahçesi, İlişkilerin Günlük Hayatı ve Çocuklarda Rezilyans isimli üç kitabı ve Doğan Kitap'tan yayınlanmış Aşkın Halleri adlı bir kitabı bulunmaktadır. 2009-2016 tarihleri arasında Radikal (gazete)'de köşe yazarlığı yapan Hasanoğlu, ayrıca Milliyet, Duvar ve Diken’de köşe yazarlığı yaptı. Alper Hasanoğlu iki çocuk babasıdır.