“(Sokrates’in) hayatı herkesin gözü önünde geçiyordu. Sabahları sohbet edilen yerlere ya da gymnasionlara, genç erkeklerin çıplak olarak spor yaptığı spor alanlarına gidiyordu; pazar yerlerinin insanlarla dolu olduğu zamanlarda, onu da mutlaka oralarda görebilirdiniz. Günün geri kalan zamanında insanlar nerede toplanıyorsa, o da orada oluyordu. Ve çoğunlukla konuşuyordu, isteyen herkes onu dinleyebilirdi.” Gerçekçi olmamız gerekirse, üşengeçler, tembeller ve aylaklar topluluğuydu Sokrates’in etrafındaki bu insanlar aslında. Sokrates de biraz onlar gibiydi bir bakıma.
Onun hakkında çok şey bilmiyoruz. Ama meslektaşı Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in Prusya burjuvazisi iş kültürüne uygun yaşam tarzı açısından değerlendirirsek, hayatını gerçekten ahlâka mugayir bir şekilde geçirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu arada klasik Atina yaşamı için boş boş dolanıp durmak, köşe başlarında toplanıp sohbet etmek, onun bunun hakkında ve özellikle de politika üzerine konuşmak ve tartışmak çok da alışılmadık bir şey değildi. Gerçek bir Atinalı, ekmeğini kazanmak için bir iş yapmak zorunda değildi elbette. Yani kısacası Sokrates’i şüpheli bir duruma düşüren, dikkatleri üzerine çeken şey çalışmıyor olması değildi.
Platon’un Phaidon diyaloğunda Sokrates şöyle der: “Akıl yürütme sanatına (logos) sığınarak her şeyin hakikatini orada aramam gerektiğini anladım.” Bu anlamda, bilgi sahibi ya da bilge olduğuna inanılan herkesi sorguya çekmeyi âdet edinmesi, 420’li yılların sonlarında önemli bir şahsiyet ve komodoumenos, yani komedilerde alay edilen biri olmasına neden olur.
İÖ 423 yılında bir Dionysos Şenliği’nde ödül alan üç komediden ikisinde baş rol Sokrates’indi. Kratinos’un Pytine’sinden (şarap testisi) sonra ikinciliği kazanan ve Sokrates’le müzik öğretmeni Damon’u konu alan Ameipsias’in Konnos’u. Üçüncü olan, genç ama tanınmış şair ve komedi yazarı Aristophanes’in eseri Bulutlar’da da baş kahraman Sokrates’ti. Bulutlar adlı komedinin konusu o dönem Atina’sında sık görüldüğü üzere, para ve borçlar hakkındaydı. Fakir düşmüş bir köylü borçları nedeniyle mahkemeye verilmişti ve kendini davacılara karşı savunmak için retorik dersi almak istiyordu. Ama o kadar aptal ve öğrenme özürlüydü ki, Sokrates kısa sürede umudunu yitirmiş ve ondan, oğlunu derse göndermesini istemişti. Dersler meyvesini vermişti ama yanlış yerde. Fakir düşmüş köylünün oğlu mahkemede babasını savunmak yerine gidip onu bir güzel pataklamış, ardından hızını alamayıp annesini de dövmüştü. Hayal kırıklığı içinde büyük bir öfkeye kapılan köylü de gidip Sokrates’in evini ateşe vermişti.
Aristophanes’in eserinin Sokrates hakkındaki tek bilgi kaynağı olduğunu tahayyül edin ciddi ciddi; filozof az kalsın bir sahtekâr, düzenbaz, para karşılığı haklıyı haksız, haksızı haklı gösteren bir dil cambazı olarak tarihe geçecekti. Aristophanes’in Sokrates’i neden böyle resmettiği hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ama Sokrates’in bütün oyunu gülümseyerek ayakta izlediği biliniyor. Anlatılan Sokrates’le gerçek Sokrates’i karşılaştırma imkanı sunmaya çalışıyordu sanırım filozof izleyenlere. Aristophanes Sokrates’i yakından tanıyordu, aynı ortamlarda çok kez birlikte oldukları da tahmin edilebilir. Birçok açıdan Sokrates’le ilgili doğru bilgiler veriyordu oyununda. Başka bir oyunu Kuşlar’da da yer alır Sokrates. Bu eserinde Aristophanes sokratesleşenlerin, yani Sokrates gibi saçlarını uzatıp yediklerine ve kişisel bakımına dikkat etmeyenlerin tavrını tanımlamak için bir fiil icat eder; esokraton.
Bulutlar oyunu en azından çağdaşlarının bir kısmının Sokrates’i nasıl algıladıklarını gösteriyor bize. Ama biz Sokrates’in bilgeliği için hiç kimseden para talep etmediğini başka öğrencilerinin tanıklıklarından çok iyi biliyoruz. Belki o da bir sofistti ama onu ikinci, üçüncü sınıf sofistlerden ayıran en önemli fark kimseden para almıyor olması ve hayatını felsefesine uygun olarak sürdürmek için elinden geleni yapmış olmasıydı. Kendini ileri gelen varlıklı ailelerin hizmetine sunmak yerine, düşüncelerini agorada rüzgara savurmayı tercih ediyordu. Peki hayatını nasıl sürdürdü? Ailesinden bir şeyler kalmış olmalı ya da zaman zaman varlıklı dostlarının hediyelerini kabul etmiş olduğunu var sayabiliriz. Sabit bir gelirinin olmadığını, babasından ona küçük bir ev ve yapmaktan hiç ama hiçbir şekilde hoşlanmadığı bir mesleğin kaldığını biliyoruz. Taş ustalığı ve / ya da zanaatkarlık anlamında heykeltıraşlık. O çocukken de sevmezmiş sanırım mesleği ve babasının ona mesleği öğretmeye çalışırken sık sık şiddet uyguladığı ve pek de sevgi dolu bir ortamda büyümediği tahmin edilebilir. Babası öldükten sonra annesi Khairedemos’la evlenmiş ve o evlilikten de Patrokles adında bir kardeşi olmuştu. Üvey kardeş ve üvey babayla büyümüştü. Annesinin, gerçekten yaptıysa, ebelik mesleğini daha sonra yaptığı biliniyor.
Sokrates’in Atina’nın siyasi hayatına katılımı, bir yurttaş olarak askeri ve siyasi görevlerini yerine getirmenin dışına çıkmaz. Hayatının tamamını da bu savaşlara katılmak dışında yalnızca Atina’da geçirmiştir. İÖ 432 yılındaki Peloponnesos Savaşı içinde hoplit olarak katıldığı Potideaia çatışmasında yaralanmış olan Alkibiades’in hayatını ve silahlarını kurtarmış, Atina’ya döndüğünde bundan dolayı kendisine verilen onur nişanını Alkibiades lehine reddetmiştir. Buzların üstünde yalınayak yürüyerek ve üzerinde hep aynı incecik harmanisiyle fiziksel olarak ne kadar dirençli olduğunu göstermiştir. Ama bu tavrı birçok hoplitin öfkesine neden olmuş, kendisinin onlardan daha üstün olduğunu kanıtlamaya çalışıyor olarak yorumlanmıştır. İÖ 424 yılında Delos’ta Thebai’lılara karşı yürütülen savaşta, yenilgiden sonra komutan strategos Lakhes’le geri çekilirken sergilediği kendine güvenle rakiplerinin ve Alkibiades’in hayranlığını kazanır. Son olarak da İÖ 422’de Amphipolis’te gerçekleşen savaşa katılır.
İÖ 406 yılında kurulan Beş Yüzler Meclisi’ne prytaneis, yönetici olarak katılır. Halk Meclisi Arginousai Adaları’ndaki deniz savaşını kazanmalarına rağmen, ardından çıkan fırtınada denize düşen gemicileri kurtarmak yerine donanmanın geri kalanını kurtarabilmek için gemicileri almadan oradan uzaklaştıkları için üç strategos’u yargılar ve onlara ölüm cezası verir. Bu cezaya, haksız bulduğu için karşı çıkar, karşı çıkanların da ölüm cezası alacağı tehdidine rağmen. Bundan iki yıl sonra Atina’nın son filosu Çanakkale yakınlarında batar ve Atina bu uzun savaşın nihai çatışmasını da kaybeder. Siyasi iktidar, Sparta’nın desteklediği, daha sonra 30 tiran olarak anılacak olan 30 oligarkın eline geçer (İÖ 404/03). Sokrates daha önce kendisinin öğrencisi olmuş olan Otuzların lideri Kritias’ın, dört başka yurttaşla birlikte demokrat Salamisli Leon’un tutuklama ve ölümle cezalandırılma emrini yerine getirmesi isteğini reddederek yine büyük risk alır. Tiranlığın çöküşü ve demokrasiye dönüş sayesinde kurtulur. Ama ölümü demokrasiden olacaktır.
Geç bir yaşta genç Xantippe’yle evlenir. Oğulları Lamprokles, Sophroniskos ve Meneksenos o öldüğünde çok küçük yaştadırlar. Ailesinin tamamı o ölmeden kısa bir süre önce onunla vedalaşmaya gelir. Sokrates’in Myrto adında ikinci bir karısının daha olduğu iddia edilir. O dönem erkeklerin savaşta ölmüş olması nedeniyle birden çok kadınla evlilik izni çıkmıştır ve Sokrates’in de bu nedenle ikinci kez evlendiği söylenir. Ama Xantippe’nin sert ve güçlü karakteri hesaba katılırsa bunun pek de mümkün olamayacağı rahatlıkla söylenebilir.
Alper Hasanoğlu