Caz Çağının Çılgın Kadını: Zelda Fitzgerald

Şaaşalı 1920’ler. Caz Çağı. Amerikan rüyasının temelinin atıldığı yıllar. Alkol yasağı ve su gibi tüketilen alkol. Kadınlara oy hakkının verilmesi. Zelda ve Scott’ın ilişkilerinin içine doğduğu dünya buydu. Göz alıcı bir çifttiler. Yakışıklı, yerinde duramayan, lükse ve şatafata en az edebiyata verdiği kadar değer veren, bazen edebiyatı lüks, şatafat ve ünü getirsin diye suistimal ediyor [...]

Yazan |2021-12-19T17:20:31+00:0019 Aralık 2021|Uncategorized|

Celan ve Bachmann

Corona[1]   Elimden yiyor yaprağını güz: dostuz biz. Zamanın kabuklarını soyuyoruz cevizlerden ve onlara gitmeyi öğretiyoruz: zaman kabuğuna dönüyor.   Aynada günlerden pazar, uyunuyor rüyada, ağızsa gerçekleri söylüyor.   Gözüm cinselliğine iniyor sevgilinin: bakışıyoruz, karanlık şeyler söylüyoruz birbirimize, afyon çiçeği[2] ve bellek gibi seviyoruz birbirimizi, midyelerin içindeki şarap gibi uyuyoruz, ayın kanlı ışımasındaki deniz gibi. [...]

Yazan |2020-12-21T18:22:32+00:0021 Aralık 2020|Uncategorized|

Bademlere say beni…

Say bademleri say, acı olanı ve seni uyanık tutmuş olanı, beni ona say: Gözünü arardım, açtığında ve kimse sana bakmazken, eğirirdim o saklı dizeyi, üstündeki çiy, o düşündüğün, kayardı taçlarına çiçeğin, hiç kimsenin kalbini bulamamış bir sözün koruduğu. İlk orada girdin adına tamamen, senin olan, emin adımlarla gittin kendine, suskunluğunun çan kulesinde salındı çekiçler [...]

Yazan |2020-12-21T18:18:15+00:0021 Aralık 2020|Uncategorized|

Cinselliğin antropolojisi…

Kadın bedeni üzerinde kurulmak istenen ve kurulan hakimiyet ataerkil düzenin, yani ‘varoluş’ yerine ‘sahipoluş’un geçmeye başlaması anlamına gelir. Kadının kontrol edilmesi, doğurganlığın, dolayısıyla insanlığın devamının kontrol altına alınması demekti. Öyleyse cinselliğin kendisine atfedilen anlam değiştirilmeli, özellikle kadının cinselliğini kendi istediği şekilde, özgürce yaşaması engellenmeliydi. Oysa ilkel dediğimiz atalarımız zamanındaki beden ve dolayısıyla cinsellikle olan ilişki [...]

Yazan |2020-05-14T10:41:16+00:0014 Mayıs 2020|Uncategorized|

Kurt inindeki mutlu çocuklar…

Yabani çocuklarla ilgili belki de bilinen en popüler hikaye, 1920’de J. A. L. Singh tarafından bir kurt ininde uyurken bulunan, kurtlar tarafından büyütülmüş Amala (1,5 yaşında) ve Kamala (8 yaşında) adı verilen iki kız çocuğuna ait olandır. Singh tarafından yakalandıktan sonra, bir yetimhaneye bırakılan bu çocukların davranışları ve görünümleri kurtu andırıyordu. Dört ayak üzerinde hareket [...]

Yazan |2018-12-03T10:53:45+00:003 Aralık 2018|Uncategorized|

*Aveyron’lu vahşi çocuk…

Ocak 1800’de, güney Fransa’daki Saint-Serin köyünün yakınlarındaki ormanda garip bir yaratık görüldü. Kısa zamanda, dik yürümesine karşın insandan çok hayvana benzeyen bu yaratığın on bir-on iki yaşlarındaki bir erkek çocuğu olduğu belirlendi. Çocuk, tiz ve garip çığlıklarla konuşmaktaydı. Çocuğun bir temizlik duygusundan yoksun olduğu, istediği yer ve zamanda kendini rahatlattığı [‘hacetini giderdiği’ (YB)] görülüyordu. Çocuk [...]

Yazan |2018-12-03T10:31:45+00:003 Aralık 2018|Uncategorized|

Ödipus’un doğudan yazılışı…

Giriş Orhan Pamuk’un son romanı ‘Kırmızı Saçlı Kadın’ sayesinde daha entelektüel ve edebi bir düzlemde Doğu-Batı tartışmasıyla karşı karşıyayız. Yeni kitabın yayınlanması dolayısıyla yaptığı söyleşilerde ne kadar haklı bir söylemi var Pamuk’un. Keşke yalnızca edebiyatla ilgili konuşabileceğimiz bir hayat var olabilseydi diyor. En azından bizim gibi bunu isteyen üç beş kendini bilmez için. Batı edebiyat [...]

Yazan |2018-11-25T08:51:18+00:0025 Kasım 2018|Uncategorized|

Aynadaki Minotaurus

Uzun zamandır hayat bana mitolojik bir efsaneyi anımsatıyor. Minotaurus’u ve içinde yaşayıp ölmeye mahkum edildiği çıkışı olmayan labirenti. Günlük hayat, ilişkiler, politika, komplo teorileri, çıkılması gereken tatiller, görülmesi gereken filmler, okunması gereken kitaplar… Daha iyi araba, daha iyi ev, daha ince ve fit bedenler… Kendisi gibi düşünmeyeni ötekileştirip düşman ilan edenler… Ne olduğunu bir türlü [...]

Yazan |2018-11-17T20:11:44+00:0017 Kasım 2018|Uncategorized|

Durmadan suçluyum – bir dedektifin psikoterapisi…

Yaklaşık üç yıl önce Oslo Emniyet Müdürlüğü’nden bir mektup aldım. Şaşkınlıkla mektubu açtığımda, Dedektif Harry Hole’nin Emniyet Müdürünün kararıyla yoğun bir psikoterapi sürecinden geçmesi gerektiği, bunu ilk yüz yüze yapılan seanslardan sonra ‘skype’ ile sürdürüp sürdüremeyeceğim soruluyordu. Verdikleri kısa biyografik bilgiye göre Hole Oslo Emniyet Müdürlüğü’nün açık ara en iyi dedektifiydi ama ufak bir sorun [...]

Yazan |2018-11-16T11:46:54+00:0016 Kasım 2018|Uncategorized|

Patolojik Aşk Hikayeleri – 2

Ingeborg Bachman ve Paul Celan  “Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olan Malina’nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama çok yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Sen Nehri’nin karanlık sularında ve Roma’da [...]

Yazan |2018-11-16T11:35:14+00:0016 Kasım 2018|Uncategorized|